Depresyon hakkında
- drneseozturkatkaya
- 2 Eki 2022
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 20 Eki 2022
Depresyon, toplumda sıklıkla görülen, devamlılık gösteren, tekrarlayabilen, yeti kaybına yol açan önemli bir sağlık sorunudur. Depresyon yoğun mutsuzluk, umutsuzluk, suçluluk hissi, uyku sorunları, konsantrasyon bozukluğu, enerjisizlik ve olası intihar düşünceleri ile giden bir bozukluktur.
Depresyonun en yaygın görülen ruhsal bozukluklardan birisidir. DSÖ’e göre hastalık yüküne göre yapılan sıralamada depresyon tüm dünyada dördüncü sıradadır. Türkiye’de depresyon yaygınlığı %9, yaşam boyu yaygınlığı ise %23 olduğu bulunmuştur. Depresyon özellikler kadınlarda daha sık olarak görülmektedir.
Bu bozukluğa yatkınlığa neden olan risk faktörleri madde ve alkol kötüye kullanımı, kaygı bozuklukları, kadın olmak, erken ebeveyn kaybı, düşük sosyoekonomik düzey, ayrı yaşama, boşanmış olma, işsizlik, daha önce depresyon geçirmiş olma, yakın zamanda önemli yaşam olayları, stres etkenleri, kişilik yapısı, çocukluk döneminde cinsel veya fiziksel kötü davranılma öyküsü, tıbbi hastalıklar, hormonal değişiklikler olarak sayılabilir.
Major depresyonu olanların yaklaşık yarısında başka bir ruhsal rahatsızlığının olduğu bulunmuştur, bunlar alkol/madde bağımlılığı , panik bozukluk, fobiler, yaygın kaygı bozukluğu, OKB, TSSB, somatizasyon bozukluğu, yeme bozuklukları, kişilik bozuklukları ve yas olarak sıralanabilir.
Freud’a göre depresyonda gerçek bir sevgi nesnesi yitimi olmayabilir, bilinçdışı imgesel bir yitimin var olması yeterlidir. Yani hasta sevdiği tarafından terk edilmiş gibi bir kayıp duygusunu yaşamaktadır, depresyonda yitim duygusunun eşliğinde “sevdiğimi yitirdim artık sevilmiyorum ” yorumları ve buna bağlı olarak da özsaygı kaybı yaşanır. Depresyonda oral dönemde saplanma, buna bağlı olarak güçlü bağımlılık duyguları, sevgi isteği, ayrılığa karşı aşırı duyarlılık oluşur. Bireyin üst benliği cezalandırıcıdır. Bireyin ilişkilerinde karşıt değerli duygular hâkimdir. Bu duygular depresyonda sevgi-nefret ikilisidir. Sevgi bilinçli iken, nefret bilinç dışıdır. Depresyonda içe atılmış bir sevgi nesnesi vardır ve bu nesneye karşı da aynı duygular yaşanır. Gerçek bir duruma ya da düşüncede olan bir değişime bağlı olarak bireyde bir kayıp duygusu oluşur. Bu kayıp duygusu ikili duyguları, yani sevgi ve özlemle birlikte bilinç dışı kin ve nefreti tetikler. Cezalandırıcı üst benlik yüzünden kin ve nefret dışarı yansıtılamaz, bireyin kendisine döner. Özsaygı düşer, kişi kendini değersiz, suçlu ve küçük görmeye başlar. Böylece depresyon oluşur.
Edward Bibring’e göre depresyon; benliğin rahat uyumlu ve değerli olabilmesi için her kişinin gerçekleştirmeye çalıştığı beklentileri vardır. Bunlara benliğin özsevisel erekleri denir. Örn: Değerli, sevilen, tanınan olmak; değerli olmak, güçlü, üstün, güvenli, büyük olmak; güçsüz ve güvensiz olmamak, İyi ve seven olmak; saldırgan, yıkıcı ve kırıcı olmamak gibi. Benlik özsaygısını koruyabilmek için bu erekleri gerçekleştirme görevini yüklenmiştir. Kimi insanlarda bu özsevisel beklentiler çok yoğun ve güçlü olarak sürerken bir yaşam olayı, düş kırıklığı, bir zedelenme olayı yüzünden benlik içinde bu beklentilerin artık gerçekleşemeyeceği hissi gelişir. Böylece benlik, kendi içinde bir çatışmaya girer. Benlik güçsüz ve çaresiz kalır, özsaygı düşer ve depresyon ortaya çıkar.
Beck’e göre depresyona yatkın kişilerde, yaşamın ilk dönemlerinden başlayarak yerleşmiş olan; kendisine, geleceğe ve dış dünyaya karşı olumsuz kavramlar vardır. Bu olumsuz kavramlar giderek olumsuz yargılara, düşüncelere ve tutumlara neden olur. Bu düşünceler otomatiktir, farkına varmadan, birdenbire akla gelirler. Çarpıtılmıştır, engelleyicidir, sorgulanmazlar, direngendir. Gerçeklere uygun ve doğruymuş gibi görünürler. Bir bakıma bu kişiler yaşam olayları karşısında olumsuz senaryolar yazarlar, böylece depresyon ortaya çıkar.
Depresyonun yol açtığı yeti kaybı dikkat çeken bir sorundur. Depresyon hastalarında bozukluğun doğası nedeniyle yaşam kalitesi birçok alanda azalmaktadır. Özellikle sosyal alanda meydana gelen bozulma diğer birçok hastalıktan daha fazla olmaktadır. Bu yönleri ile depresyon topluma ciddi anlamda yük getiren, gerek sosyal, gerek mesleki, gerekse ekonomik alanlarda bir çok aksaklığa neden olan ciddi bir bozukluktur ve mutlaka deneyimli uzmanlardan destek alınması gerekmektedir.
Bilgilendirme amaçlı yazıdır.
Comments